Gündem

Serdar Aslan ile kitabı Söyleyince Kızıyorlar üzerine konuştuk

Spread the love

Bugün sosyal mesafeden Serdar Aslan ile söyleşiyoruz. Şubir firmada Genel Müdür statüsünde çalışan ve bununlahobi olarak Pazarlama & Satış ve Yönetim & Liderlik konularında işletmelere, derneklere ve okullara eğitimler veren Serdar Bey, sonunda birikimlerini bir kitapta toplamaya karar vermiş. Söyleyince Kızıyorlar, Serdar Bey’inanlatımıylagibi akıp giden;bir yandan çok şey öğrendiğimiz bir kitap. Didaktik dildenoluşu, altıncı baskıya gelişini göz önünde bulundurursak, en güzel yanı olmuş…

Dünyanın bize sınır çizdiğigünlerden geçiyoruz. Evde kalmamız gereken karantina günlerinde böyle söyleşilere, hep kitaplardan bahsetmeye devam edeceğim. Şimdi Serdar Bey ile söyleşimizi aktarıyorum…

Keyifli okumalar…

#evdeyimokuyorum

EĞİTİMLERDE ANLATTIKLARIMIN KİTAPLA DAHA GENİŞ KİTLELERE YAYILMASINI İSTEDİM

 

– Serdar Bey, röportajlarıma hep aynı soru ile başlıyorum. Serdar Aslan kimdir? Kendi gözünden Serdar Aslan’ı nasıl anlatır?

48 yaşındayım; çalışma hayatına lisede öğrenciyken Kapalıçarşı’da tezgâhtarlık ile başladım. 30 yıldır çalışıyorum, bunun 10 yılı kurumsal olmayan firmalarda20 yılı da kurumsal firmalarda. Hem alaylı hem mektepli sayılırım. Galatasaray Lisesi, Bilkent, İstanbul Üniversitesi gibi ülkemin iyi okullarında okudum;olarak Sabancı Üniversitesi’nde 2008 yılında İşletme Yüksek Lisans programından mezun oldum. Evliyim 2 oğlum var, 2 anadilimin dışında İngilizce ve Fransızcanın yanında orta derecede İtalyanca ve İspanyolca biliyorum. Halen Otomotiv Satış Sonrası pazarında parça tedariki yapan 176 yıllık geçmişe sahip bir aile şirketi olan Bilsteingroup’un Türkiye, Azerbaycan ve İran operasyonlarını yönetiyorum. 10 yıldır neredeyse herhedeflerin üstünde büyüyoruz. Çalışma arkadaşlarım ve ben işimizi çok seviyoruz, mutluyuz ve başarıyoruz. Bence bu en az satış yapıp kar etmek kadar önemli. Diğer yandan hobi olarak Pazarlama & Satış ve Yönetim & Liderlik konularında işletmelere, derneklere ve okullara eğitimler veriyorum

– Dolu dolu anlattınız gerçekten. Ve şimdi İş Yaşamı kategorisinde bir kitap yazdınız. Üstelik bubir yöneticinin gözünden… İçeriği ile ilgili sorularım olacak; ancak önce yazma süreci ile ilgili konuşalım mı? Nasıldı?

İşin doğrusu kitap yazacağımı aileme ve çalışma arkadaşlarıma söyleyince hem şaşırıp gülümsediler hem de her hedefine ulaşan birisi olarak gerçekten de kitap yazıp yazamayacağımı merak ettiler. Ben bu meşakkatli işi beni zorlayıp yazılarımı denetleyecek bir editör yardımıyla ve bir arkeolog titizliğiyle yapmaya karar verdim. Arkeologlar da kazı yapacakları bölgeyi önce küçük karelere böler ve kazıdaki her kareyi dışardaki yere taşırlar, tüm kareler tamamlandığında kazı tamamlanmış olur.  Ben de 2konuyu Kurumsallaşma, Pazarlama ve Yönetim konularını alt konulara bölüp yazmaya başladım. 8,5 ay sürdü.

Sıradaki Haberi Oku  Hakkaride 11 metrelik karla mücadele

– Yazmak nasıl hissettirdi?

İşin doğrusu bir iki yerde tıkanma yaşadım. Daha sonra yayınevimin editörü bu tıkanmalarıetti ve düzeltti. Yazmak bana çokhissettirdi. İlk baskıyı matbaada elime aldığımda kendi çocuğumu kucağıma almışçasınaoldum. Hatta ağladım : ) İnsanın mutluluktan ağlaması çok güzel bir duygudur.

– Kurumsallaşma, satış pazarlama, yönetim ve liderlik şeklinde üç bölüme ayırmışsınız kitabınızı. Böyle bir kitap yazma ihtiyacı nasıl doğdu?

Ben, şirketlerin büyümesindeki en büyük engelin bu üçkonu olduğunu ve firma sahipleri veya üst yöneticilerinin kişisel yanlışları sebebiyle firmaların başarısız olduğunu ve bunun tüm çalışanlarıetkilediğini düşünüyorum. Eğitimlerde bunu zaten anlatıyordum şimdi kitapla daha geniş kitlelere yayılmasını istedim. İhtiyaç böyle doğdu. İyi ve kötü yönetimin ne olduğu hakkında farkındalık oluşturmak istedim.

– Daha çok şeyden de bahsetmeliydim dediniz mi?

Bahsetmek istediğim tüm konulara değindim belki dahayaşanmış örnek verebilirdim;bu seferde kitap sıkıcı olur diye çekindim.

SÖYLEYİNCE KIZANLAR, DEĞİŞİŞMİ GÖRÜP DEĞİŞMEK İSTEMEYENLER

 

– Kim bu söyleyince kızanlar? Neye,kızıyorlar? Siz ne kadarsöylemlerde bulunuyorsunuz?

Yanlış davranışları yüzünden işletmeleri görece başarısız yapan patronlar, işverenler,müdürler ve yöneticiler kızıyorlar. Değişimi görüp değişmek istemeyenler. Egolarına, tutum ve davranış yanlışlarına değindiğim için kızıyorlar. Kendilerine göre haklı olabilirler;ben doğru bildiğimi söylemekten hem de yaşanmış deneyimlerle bunu anlatmaktandurmayacağım. Hem de bir işveren olarak bunu yapacağım. Çünkü birilerinin bu yönetim yanlışlarını dile getirmesi lazım.

– Peki bu kitabın derdi ne? Aslında ne anlatmak istiyor? Bu kitap kimlerin işine yarayacak?

Bu kitabın derdi işveren ve üst düzey yöneticiden başlayarak doğru davranışı sağlamak sonraçalışanı vemüşteriyi oluşturmak. Tüm bunlar oluştuğunda şirketin gelişmesi büyümesi kaçınılmaz olur. Hem debir ortamda bunun yakalanmasından daha güzel ne olabilir ki.

– Didaktik bir dilden uzakta, sohbetgibibir anlatımla yazmışsınız. Bu bilinçli bir adım mıydı? Nasıl tepkiler aldınız?

Bence kitabın 6. Baskıyı bitirip çokbeğenilmesinin en büyük sebebi çokokunması. Türkiye’de maalesef insanlar kitap okumuyor, ben bir adım daha ileriye gidip bence “Kitap okumuş gözükmeyi tercih ediyor.” diyeceğim;kitabı eline alıp okumuyor. Çok iyi tepkiler aldım, kitabı alıp okuyanlar 2-3 günde bitirdiklerini ve çok şey öğrendiklerini söylüyor. Bu da beni çokediyor.

Sıradaki Haberi Oku  8 Şubat Cumartesi İstanbul elektrik kesintisi! İstanbulda elektrik kesintisi yaşanacak ilçeler İstanbulda elektrik ne zaman gelecek?

KURUMSALLAŞMANIN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL, PATRON VE GENEL MÜDÜRLERİN ‘BEN BİLİYORUM’ EGOSU

– Kurumsallaşma, bizim ülkemizde, iş dünyamızda ne kadar olması gerektiği gibi? Sizce buradaki en büyükne? Söyleyince kızacakları şeylerle cevabı dinleyelim mi sizden : )

Kurumsallaşmanın önündeki en büyükpatronların vemüdürlerin her konuyu “Ben biliyorum!” edasıyla egolu davranmaları. Güçlerinigereksiz her yerde göstermeye çalışmaları. Ego elbette belirli limitlerde olursa zararı yok ama “ortak akıl” denen olgunun önüne geçerse, işte ozararlı olur.

– Ortak akıl nedir?

Ortak akıl, patronun bir başkasınınve tavsiyesini mantıklı bulduğu yerde uygulama erdemidir. Ve maalesef bu erdem pek çok patronda yok, genelde işletmelerde yüksek egolu yöneticiler ve patronlar mevcut. Ego, güce ihtiyaç duyulmadığı yerlerde o gücün dışarıya gösterilmesidir. Yani patron kararına veya imzasına ihtiyaç duyulmadığı yerde bile patronluğunu göstermeye çalışıyorsa yüksek egoludur.

– Kurumsallaşma bölümünde şu başlık ilgimi çekti: Masrafla Maliyet Birbirinden Farklıdır. Bunu konuşalım mı?

Maliyet, dış algınızı düşürmemek için yapmanız gereken harcamadır, kısmanız durumunda algınızetkilenir. Masraf ise, kısmanız durumunda algınızı değiştirmeyen harcama kalemleridir.

– Örnekleyelim mi burayı?

Örneğin şık bir plazanın şık bir ofisinde yapacağınız işi aynı donanımlarlamahallelerde bir bodrum katında veya bir iş hanında da yapabilirsiniz ve belki de 3/1 kira ödersiniz;algınızı sonolumuz etkiler. Dolaylı olarak uzun vadedegörürsünüz.

– Sosyal medyanın yaşamımız üzerinde her alanda etkisi çok. Peki pazarlamaya, alışverişe, iş yaşamına etkisi nedir sizce?

Bence pazarlama ve alışveriş alışkanlıkları anlamında sonetkili olmaya başladı. Sosyal medyayı kişi ve kurumların “self-marketing” mecrası olarak da görebiliriz; ancak dengeli kullanmak da önemli bir konu. Çok özel paylaşımlar ve çok sık paylaşımlar sanılanın aksine insanlar üzerinde olumsuzyapabiliyor. Özel paylaşımpaylaşıma dönüştüğütadı ve etkisi kayboluyor bence.

– Peki reklam sloganları aslında ne anlatır, biz ne anlarız? Örnekle anlatır mısınız?

Reklam sloganları, “less is more” (Daha azı, daha çoktur). Dolayısıyla en azkullanarak sizi en çok ve en doğru anlatan sloganı bulmanız gerekir. Ve bunun müşteri adayını ikna etmesi de gerekir. Bu çokdeğil;piyasada güzel örnekleri var. Benim en çok beğendiğim bir klima markasının “Her klima serinletir;Daikin doğru hava verir “ veya Omo markasının meşhur “Kirlenmek güzeldir” sloganı çok şey anlatır. Kirletmeyi dert olmaktan çıkarıp kirlenmek güzeldir ile anlatacak kadar iyi bence.

Sıradaki Haberi Oku  Yangına müdahale ederken düşen itfaiye eri ağır yaralandı

BEN TAM OLARAK LİDER RUHUYLA İŞ YAPIYORUM

 

– Şu klişe sorunun cevabını sizden de almak isterim: Lider ve yönetici arasındakinedir? İş yaşamının sağlıklı bir şekilde ilerlemesi içinmi olunmalı, yönetici mi? Siz iş yaşamınızda hangisisiniz?

Yönetici, işini doğru yapmaya çalışandır. Lider ise, doğru işi veya işleri yapmaya çalışan kişidir. Yöneticilik yaparken, işinizi (size verilen veya karar verdiğiniz işi)  doğru yapmaya çalışırken yapacağınız olası hataların maliyeti görece daha az olur. Ama doğru işleri yapmaya karar verirken yapacağınız hatanın olası zararı çok büyük olur. Özetle yanlış iş yapmamalısınız. Bu nedenle liderler fiziksel olarak hiçbir iş yapmamalı, kafaları ayrıntılarla operasyon ile meşgul olmamalıdır ki geleceğe yönelik işlere karar verebilecek boş zamanı olsun. Ekip bugünü yaşarken3-5 yıl sonrasının planını yapabilmeli. Bunun için de boşveayrıntıyla uğraşmayan birgerekir. Ben tam olarak “lider” ruhuyla iş yapıyorum. Hep doğru işleri yaptım, bunun içinve basiretli oldum ve ekibimlehep başardım.

– İş dünyasında “iyi çalışan”ın sizce tanımı nedir? Bir kişi hangi koşulda iyi çalışan olur?

Ben bu soruya şu şekildevermek isterim. İyi çalışan olmak için önce iyi insan olmalısınız diye düşünüyorum. Diğer yandan şirkete ekip arkadaşı alırken baktığım üçkıstas var.

İşi sahiplenerek yapabiliyor olması, kendi işiymiş gibi çalışması

Ekip arkadaşlarıyla uyumlu olması ve gerektiği durumlarda iş seçmemesi

Öğrenmeye, kendini geliştirmeye istekli olması.

Diploma deneyim ve yabancıbunlardan sonra geliyor. Şayet bu üç kıstas varsa kişinin kendini, işini ve dolayısıyla şirketi geliştirmemesi mümkün değildir. Çalışanın motivasyonundan işyeri sorumludur;performansından kendisi sorumludur. Gerekli performansı göstermesi için yeterli motivasyonu sağlanmış ve çalışan da buna olumluvermişse, bence iyi çalışan olur.

Damla Karakuş: Teşekkür ederim.

Serdar Aslan: Teşekkür ederim.

*

Söyleyince Kızıyorlar

Serdar Aslan

İnkılâp Kitabevi

S.: 184

Kitabı satın almak için tıklayınız: kitapyurdu

*

Damla Karakuş

[email protected]

Instagram: biyografivekitap